
– sonsuz bir yitiriliştir, tansıkta. dünya, değersizlerin yeridir.
ey yoksunluğun olduğu yerde kırılan dilim ve bütünlüğüm,
bu insan etlerinin çektiği ağırlık nedir?
Bu bente mutlak bir çözüm aramak Adorno’ nun dediği gibi Auschwitz’ ten sonra şiir yazmak kadar bir barbarlık girişimi olacaktır ancak bu barbarlığın sınırları Auschwitz için ve şiir yazmanın sınırlarına söylenmiş değil; suni kıtlığın, işkencelerin, yoz duyarsızlığın, klesa’ nın (dünyevi zevklere düşkünlüğün), lümpenliğin, korkunun ve kaygının perçinlediği tüm azınlıkta olanlar ve tüm azınlıktaki uygarlıklar için dile getirilmiş bir suskunluk sınırıdır. Bu suskunluk orucu bir tercih değil, yoksunluk ve etik yıkımdan ötürü dil ile dilin anlamlaştırma bütünlüğünün bozulmasıyla ilişkilidir. Eğer bu bozulmayı daha paralel bir şekilde irdelersek: Yaşamı, yaşayış biçimini, yaşamdaki zaman algısını ve süregelen akışı bozan herhangi bir toplumsal travmada, toplumlar ve bireyler tarafından dünyanın yeniden yaşamla bağdaşan algılanışı çok mümkün değildir. Bu nedenle biliş düzeyindeki anlamsal bütünlüğün ve tanımların bozulması ihtimali zuhur eder.
Batıdan uzak doğuya kadar olan tüm politbürolar ve teknokratik elitler, milyonlarca insanın hayatını bir laboratuvar deneyi gibi kurgulamıştır. Birey, tekil bir organizma olmaktan çıkmış ve sentetik bir ağın terminali olarak işlev göstermeye indirgenmiştir.
Avangart zümrelerin bilgi ve medya kontrolcülüğü aracılığıyla sunulan antitezler veyahut karşıt görüşler dahi; neoliberal sistemin kendisinden besleneceği, samimiyetsizce sergilenen etik ve algoritmik süperego zincirlerini kataliz etmiştir. Daha fazla söz sahibi olabilmek için dili kendi tesirleri altına almışlardır. Bu nedenle ki sahih şiirin ticarileştirilemez olduğunu, herhangi bir menfi reaksiyona tabii tutulamayacağını bildiklerinden şiiri ve şairi bireysel toplum-toplumsal birey düzleminde olmamaklığa terk etmiştir.
Auschwitz ve daha nicesinde olduğu gibi silah satabilmek için savaşların üretildiği bu düzenek için Remarque’ yi tanık gösterecek olursak bir kişinin ölümü trajedidir ancak milyonların ölümü ise bir istatistiktir, diyebiliriz.
-öyleyse göster bize ey şehadette kalan!
parsların dişlediği bu çeviri odalarını.
