Birleş ve ayrıl, ayıklan kör tuzağından kalbin; Vahşeti üstümde, gölgeydi geniş parlak sütunlara tabi.
Şah damarını aç ki kaşıklasın ay ışığı kalçanı. Aldırış etme, haykırarak kovala, yumurtla döllerini geceye. Sürtündü yüz kez, belki yüzlerimiz oldukça yakındı kahkaha atmaya; Doğmaya yakın lâkin çıplak, hatta uzaktı ipeksi gün ışığı.
Boşalıyor açık bir görkemle tan yerine, Karıncalanmış ufkumdan yakınsar kırmızılık takılır lastikten boruya. Dalgalanır bedenim dönerek, genişlerim durmam, taşar içim içime. Rüyâlarımın içinde inlediğim vakitler neresiydi?
Yokluk var olmamıştı bana, yoksundum son bir kez; Kucakladım etten çadırımı, fışkırarak düştüm kucağına. Bacaklarımdan baş aşağı tortusuyla silkelendim; Yabancılaştım, adımı ilk defa o gün duydum.
Benim adım ne olmalı? Yiğit olamayacak kadar güçsüz, Ellerim varmaz, başımın üstünde ahâli. Ben de bu dünyaya geldim geleli, Ölmezsem, öldürmezsem, Kim benim farkıma varır?